Opeth fanlarının bulabileceği en geniş bilgi ve eğlence forumu
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 The Doors .

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Bleak
Hızlı Üye
Hızlı Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 46
Kayıt tarihi : 20/12/09
Nerden : Liechtenstein

MesajKonu: The Doors .   Cuma Mart 19, 2010 3:23 pm



Jim Morrison daha dört yaşındayken ailesiyle birlikte New
Mexico otoyolunda ilerlerken kaza yapıp ters dönmüş olan bir
kamyon ve yolun kenarında ölmek üzere olan yaralı Pueblo
yerlilerini görür ve gördüğü bu manzaradan çok etkilenir.

Daha sonra arkadaşlarını ölen Kızılderilinin ruhunun kendi
ruhuna geçtiğini söyleyecektir. Bu hikaye daha sonra The Doors
ve Jim Morrison'la ilgili bir çok yerde kullanılacak
(Yönetmenliğini Oliver Stone'un yaptığı The Doors filmide
dahil olmak üzere) bununla birlikte bu hikaye Jim Morrison'ın
rock'n roll tarihi içinde neden en karizmatik ve mitolojik
kahramanlarından biri olduğununda açıklanmasını sağlayacaktır.
Ray Manzarek, Morrison için 'O bir şamandı, o bir elektrik
şamandı' diyor.

The Doors 1965 yılında Los Angeles'da (UCLA) sinema
öğrencileri Jim Morrison ve Ray Manzarek tarafından kuruldu. O
sıralar Manzarek, iki kardeşiyle birlikte, Rick And The
Ravensask adında bir R&B grubu kurmuş ve kendilerine katılacak
solist ve baterist aramaktaydı. Morrison'ın kendi yazmış
olduğu 'Moonlight Drive' adlı parçayı seslendirirken gören
Manzerek ondan hemen etkilenir ve gruplarına katılmayı teklif
eder. Bir süre sonra aralarına aldıkları baterist John
Densmore'la birlikte Jim Morrison'ın yazdığı altı parçayı
kaydettiler fakat ortaya çıkan kayıtlardan hoşnut olmayan
Manzerek'in kardeşleri gruptan ayrıldı, onların yerine ise
Densmore'un arkadaşı olan gitarist Robbie Krieger geçti. Hiç
bir zaman gruba katılacak yeni bir bas gitarist bulunamadı. Bu
sırada grubun adını da Morrison; William Blake'den, Aldous
Huxley'e kadar yazarların düşünceleri etrafında toplanan "The
Doors Of Perception"dan etkilenerek "The Doors" olarak
değiştirildi.

The Doors 1966 yılında ilk demo kayıtlarını yapıp ilk olarak
London Fog'da ardından da Whiskey-A-Go-Go'da sahneye çıktı.
Bahsettiğimiz ikinci yerden ise grup dört ay sonra, 'The End'
adlı parçalarını seslendirmeleri üzerine atıldı. Bununla
birlikte aynı parça The Doors'un ve Morrison'ın, Jac Holzman
tarafından farkedilmesine de sebep oldu ve sonuçta grup
Elektra Records'la anlaşma imzaladı, 1967 yılında da ilk
albümleri "The Doors" piyasaya çıktı. Rock tarihinde önemli
bir yere sahip olan albüm The Doors'un blues, rock, klasik ve
jazz melodilerini şiirle mükemmel uyumunun bir örneğiydi. "The
Doors"; 'Light My Fire' single'ıyla tanıtıldı. 'Light My Fire'
piyasaya çıktığı ilk gün listelerde bir numaraya yükseldi.

Grubun piyasaya sürdüğü diğer albümlerde de çıkan ilk albümün
izleri bulunuyordu fakat bununla birlikte 'Hello I Love You'
gibi bir takım başarılı parçalarda içeriyordu. Grubun bir
sonraki albümü 1967 tarihli "Strange Days" oldu. 1968 tarihli
"Waiting For The Sun" ise Morrison'ın mitolojik farklı
benliğini ortaya koydu; 'Kertenkele Kral'. (Albüm kapağının
içine basılmış olan 'The Celebration Of The Lizard King'den
dolayı). Şiirin bir kısmı 'Not to Touch The Earth'de
yayınlanmış olsa bile Celebration'ın tamamı "Absolutely Live"a
kadar yayınlanmadı.

Morrison, sahnede t-shirt'ünü çıkarıp dar deri pantolonlar
giyerek kendine özgü bir stil yaratmıştı. Yarattığı stilin bir
de karanlık tarafı vardı ki o da madde ve alkol
bağımlılığıydı. Heyecanlandıran şöhretinin yanında sahnede
davranışları çok tutarsızdı. 1967 yılında New Haven'da
verdikleri konser sırasında müstehcen davranışları sebebiyle,
1968 yılının Ağustos'unda Phoenix'e yaptıkları uçak
yolculuğunda kanun dışı hareketleri sebebiyle; 1969 yılında
Hartford'da verdiği konserin sahne arkasında bir polis
memuruna saldırmasının ardından ve son olarakta yine 1969
yılında Miami'de, Dinner Key Salonu'nda Morrison'ın kendini
sahnede teşhir etmesi ardından tutuklandı. Mahkeme kararıyla
sanatçı uzun yıllar Miami'de kalmak zorunda kaldı.

1969 yılında piyasaya çıkan "The Soft Parade" grubun diğer
albümlerine göre daha özenle hazırlanmıştı ve grubun
hayranları tarafından farklı tepkilerle karşılandı. Bununla
birlikte albümden çıkan 'Touch Me' listelerde 3 numaraya kadar
yükseldi. Morrison ise dikkatini grubun dışında bir takım
farklı yönlere verdi ki bunlar arasında şiir yazmak, şair
Michael McClure ile birlikte bir senaryo üzerinde çalışmak ve
"A Feast of Friends" adındaki filmi yönetmek oldu. Simon and
Schuster 1971 yılında "The Lords and the New Creatures"ı
yayınladı, Morrison'ın daha önce yazmış olduğu "An American
Prayer" özel olarak 1970 yılında basıldı fakat buna, kalan
Doors üyeleri tekrar bir araya gelip Morrison'ın şiirlerini
müziğe uyarlayıp yayınlayana kadar yani 1978 yılına kadar
ulaşılamadı. 1989 yılında ise "Wilderness: The Lost Writings
Of Jim Morrison" yayınlandı. Morrison yaşadığı dönem
içerisinde yakın çevresine ileride bir şair olarak anılmak
istediğini söylese de hayranları ve eleştirmenler tarafından
bu pek ilgi göremedi.

1970 yılında grup en az birincisi kadar başarılı olan bir
sonraki albümleri "Morrison Hotel"i piyasaya sürdü. Bu albümü
de 1971 yılının Nisan ayında piyasaya çıkan "L.A. Woman" takip
etti. "L.A. Woman"ın kayıtları sırasında Morrison'ın alkol ve
madde bağımlılığı giderek kötüleşiyordu ve bu sebepten dolayı
da grupla arasında bir takım sorunlar yaşanıyordu. Fakat yine
de "L.A. Woman", The Doors'un önemli çalışmlarından biri
olarak kaldı. Albümün belki de en etkileyici parçası yine
etkileyici vokalleriyle 'Riders On The Storm'du.

Kısa bir süre sonra Morrison Paris'e taşındı. (inzivaya
çekildi) Bir pop starı olması onun hem hoşuna gidiyor hem de
bu şekilde tanınmaktan nefret ediyordu. Çünkü kendisi bir şair
olarak tanınmak ve edebiyat yaşamına burada tekrar başlamak
istiyordu. 3 Temmuz 1971 yılında ise kalp krizinden, 27
yaşında, yine Paris'te öldü. Onu uzun zamandır sevgilisi ve
karısı olan Pam (Pamela Courson Morrison) banyo küvetinde
buldu. Aslında ölüm sebebi hakkında kalp krizinin yanı sıra
bir çok hikaye de anlatıldı. Bunlardan biri öldüğü günün bir
gece öncesinde Paris'teki bir barda fazla uyuşturucu yüzünden
öldüğü ve bedeninin bu olayın kapanması açısından Paris'teki
apartmanına taşındığı yönündeydi. Bir başka rivayet ise ki bu
onun ölmediğine inananlar tarafından ortaya atılmıştı;
Morrison'ın 25 Nisan 1974 yılında uyuşturucu yüzünden
Hollywood'da öldüğü yönündeydi.

Morrison, Paris'te bulunan Pere Lachaise Mezarlığına
nakledildi; mezarlık hayranlarının getirmiş olduğu çeşitli
hediyeler, çiçekler ve grafitilerle süslenmişti. Fakat 1990
yılında grafitilerle süslenmiş olan mezartaşı çalındı. Artık
mezarlığın başında bir görevli beklemektedir ve sadece belli
bir süre mezarlığın ziyaret edilmesine izin verilmektedir.
Eskiden, ziyaretçiler saatlerce hatta günlerce mezarlıkta
bekleyebiliyordu.

Kalan üyeler Morrison'ın yerini Manzerek'le doldurarak
yollarına devam etme kararı aldılar. Bu kararın sonucu ise
çıkartmış oldukları iki albümdü, sonuç kötü değildi fakat
Morrison'ın vokalleri ve şiirleri olmadan aynı tadı vermiyordu
elbette. Manzerek, Morrison'ın yerini bir dönem Iggy Pop'un
doldurabileceğini düşünmüştü, fakat bu düşüncesi
gerçekleşmedi. Sonuçta 1973 yılında grup dağıldı. Grubun
dağılmasının ardından Manzerek iki solo ve bir de Nite City
adlı grupla albüm kaydetti. 1983 yılında ise besteci Philip
Glass'la birlikte Carl Orff'un Carmina Burana'sının rock
versiyonunu düzenledi.

Krieger ve Densmore ise Butts Band adındaki grubu kurdu. Grup
iki albüm piyasaya sürdükten sonra; (üç yıl sonra) dağıldı.
1972 yılında The Doors'un Greatest Hits albümü "Weird Scenes
Inside the Gold Mine" piyasaya çıktı. Krieger 1981 yılında ilk
solo albümünü piyasaya sürdü 1982 yılında da turneye çıktı.
Bununla birlikte tam olarak Doors'un ömrü tükenmemişti, yıllar
geçtikçe grup yeni hayranlar kazanmaya başladı ve 1978 yılında
tekrar bir araya gelmeye karar verdiler. Morrison'ın "L.A.
Woman"ın kayıtları sırasında kaydettiği şiirlerini yayınlamaya
karar verdiler ve ortaya çıkan "An American Prayer" büyük
başarı kazandı. Bu albümü de arşiv materyallerinden toplanan
1983 yılı çıkışlı "Alive She Cried" takip etti.

Bu arada 1979 yılında Francis Ford Coppola, 'Apocalypse Now'
adlı filminde 'The End'i ana tema olarak kullandı. 1980
yılında Danny Sugarman-Jerry Hopkins tarafından yazılan
Morrison biografisi "No One Here Gets Out Alive" yayınlandı.
Aynı yıl iki milyon kopya satış grafiğine yükselen The
Doors'un toplama albümü piyasaya çıktı. The Doors'un albümleri
yılda 750.000 satmaya başladı. The Doors'un 12 albümü altın, 7
albümü ise platin albüm ödülünü aldı. 1985 yılında Rolling
Stone Dergisi, kapağında Morrison'ın bir fotografını
yayınlayıp, "He's hot, he's sexy, and he's dead" başlığını
attı.

1991 yılında da yönetmenliğini Oliver Stone'un yaptığı "The
Doors" adlı filmde Morrison rolünde Val Kilmer ve Pam rolünde
de Meg Ryan bulunuyordu ve filmle birlikte yeni nesillere The
Doors naklediliyordu.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Opethian
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 651
Kayıt tarihi : 04/11/09
Yaş : 24
Nerden : balıkesir...

MesajKonu: Geri: The Doors .   Cuma Mart 19, 2010 3:30 pm

adeta bir şiir gibi yazmışsın:D severim çok güzel şarkıları var

_________________

OPETHIAN
BLOODBATHIAN
Opeth Turkey ADMIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://opeth-fan.yetkin-forum.com
Bleak
Hızlı Üye
Hızlı Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 46
Kayıt tarihi : 20/12/09
Nerden : Liechtenstein

MesajKonu: Geri: The Doors .   Cuma Mart 19, 2010 3:34 pm

Ahuahah Very Happy

Efsane gruptur.

Riders on the Storm, Light My Fire, Hello I Love You, Love Me Two Times, The End, People Are Strange ve daha nice müthiş parçalar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
blackwaterpark
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 628
Kayıt tarihi : 05/12/09
Nerden : Ankara

MesajKonu: Geri: The Doors .   C.tesi Mart 20, 2010 2:57 am

Severek dinlediğim gruplardan biridir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
The Doors .
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Opeth Türkiye :: Müzik Genel :: Dünyada Müzik-
Buraya geçin: